Yazılar

İSYAN DİZELERE DÖKÜYOR


23 Aralik 2010

 

Şair Ahmet Dümrül, Almanya’nın Stuttgart kentine bağlı Fellbach’da yaşıyor. Küçük bir firmada işçi olarak çalışan Dümrül, zaman zaman kentte yapılan kültürel etkinliklere kendi şiirleriyle katılıyor.

13 yaşında şiir yazmaya başladığını söyleyen Ahmet Dümrül, yazdığı şiirleri, 12 Mart darbesinden sonra toprağa gömer ve yurtdışına çıkar. Şu ana kadar altı şiir kitabı yayımlandı. Hala yayınlanmayı bekleyen ikiyüzün üzerinde şiiri bulunuyor.

Oldukça dertli görünen Dümrül, bir süre kimi ozanlara kırgınlığından dolayı şiir yazmayı bırakır. Ancak 1984 yılında tekrar kalemi eline alır. Dümrül, kırgınlığının sebeplerini şöyle açıklıyor: ‘’Her alanda hırsızlık söz konusu, ama sanatta olan hırsızlık hiçbir yerde yok. Ben ozanım diyen birçok kişi halktan aldıklarını kendilerine mal etmişlerdir. Örneğin ‘Kadınlarımız, bir bütünüz el eleyiz/ Gericiler tefeciler/ Bu milletin tek kölesi köylüdür/ Vaz geç tabip/ Kimse sizden hesap sormaz/ Niceleri zengin olur/ yırtık çarık.’ Bu ve onlarca eserimi alıp okudular ve kendi isimlerini yazdılar. Benim haksızlığa karşı isyanım var. Bunları okuyan, yapan tanıdık kişiler. Bu yüzden bunları anlatmak çok zor oluyor benim için.“
Kalem-kağıdı hep yanında
Dümrül, şairliğin insanın içinden gelen duygu birikimi ve isyan olarak tanımlıyor. Dünyanın adaletsizliğine karşı isyan eden Dümrül, yazım sürecini şöyle anlatıyor: „Dünyada iki sınıf var; ezen ve ezilen. Ezilen her yönüyle eziliyor. Kimisi açlıktan ölüyor, kimisi villalarda milyarlarca parayla oynuyor. Bunu düşündüğünde isyan etmemek elde değil. Dünyada üreten işçidir, ama değeri olmayan da işçidir. İnsanlığın değeri para olmuş. Yaşamda birçok haksızlık ile karşılaşıyorum ve hazmedemiyorum. O anda duygularım fışkırıyor adeta. Bu nedenle kalem ve kağıt hep yanımda olur.“
Yüreğindeki ışığı kağıda döküyor
Dümrül, yazmayı para kazanmak için değil yüreğindeki ışığı kelimelere dökmek istediğini söylüyor. Altı kitabına rağmen kendisine şair demediğini de belirten Dümrül, şair ve ozanlığın bedel isteyen bir iş olduğunu belirtiyor. „Ben doğduğum yerde ancak mutlu oluyorum, her nesne kendi doğasıyla vardır. Biz de oranın çamuruyla büyüdük. Şartlar iyileşirse ülkeme dönmek isterim“ diyen Dümrül, Kürtlerin artık yaşanan haksızlıkların bilincinde olduğunu ve buna karşı mücadele ettiklerini dile getiriyor.

A.Dümrül’ün yayınlanmamış bir şiiri:
Öyle bir zamana kalmışız baba
şerefli şerefsiz seçilmez oldu
toplasam dertlerim sığmaz bir kaba


insanlığa değer biçilmez oldu
tilkiler pazara kurtlar bayrama
yüreğime batar sivri bir kama
suçlu hakim oldu, suçsuz idama,
adalet kapısı açılmaz oldu

...
tarlaya tohumlar saçılmaz oldu
Bu yasaktır, bu da yasa dediler,
uymadım ömrün kısa dediler
Dümrül sihirbaza Musa dediler
dereler kan aktı geçilmez oldu.

Ahmet Dümrül kimdir?

Ahmet Dümrül, Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Küçük Üngüt köyünde yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1948’de dünyaya geldi. Maddi olanaksızlıklar yüzünden sadece ilkokulu okuyabildi. Ancak çocukluğundan başlayarak her zaman kitap okudu. Nesimi, Pir Sultan, Hallacı Mansur, Karacaoğlan, Yunus Emre, Şeyh Bedreddin, Köroğlu gibi ozanları okudukça, haksızlıklara karşı yüreğinde bir isyan başlar. Henüz 13 yaşındayken ilk şiirlerini yazmaya başlar. 15 yaşında babasını yitirdikten sonra şiir tek dayanağı olur. Acılarını, sevdalarını şiir ile anlatır. 20 yaşına geldikten sonra Antep’e gider. Bir yıl fabrikada çalıştıktan sonra İskenderun’a gider ve oradaki demir-çelik fabrikasında 1969-1971 yılları arasında çalışır. 12 Mart darbesi ardından yurtdışına çıkar. Ahmet Dümrül’ün şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yayınlandı, değişik sanatçılar tarafından bestelenerek seslendirildi. Şimdiye kadar Türkümü Söylerim (1999), Dilimdeki Türkü (2000), Ateşi Yüreğimdeki Türkü (2001), Ayrılık Derin Yazılır (2002), Ateşim Ol (2003) ve Güzel İnsan (2007) adlı kitapları yayımlandı.

ÖZCAN BOZOĞLU/STUTTGART



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA