Yazılar

ALIN TERİ DİZELERLE BULUŞUNCA....


Ali Çarman sair,yazar ve isci olan Ahmet Dümrül ile sizin icin konustu...
Daha güzel bir yaşam için 'el kapılarına' düştügünden bu yana zaman, su gibi aktı. Hiç kimse farkına varmadı dense yeridir. Dünyanın bir yerlerinde insanlar açlıktan kıvrandıkça, yeryüzünde haksızlıklar, savaşlar ve sömürü düzeni devam ettikçe de daha çok insan ordan oraya göç eder.

Göç devam ettikçe göç üzerine söylenenler, yazılanlar eksilmez. Zira göçe zorlananlar koptukları ülkeden, hiç tanımadıkları bir başka ülkede yaşam kavgasına en ağır ve en zor koşullarda katılmaktalar.


Gelenler, sazlarıyla, sözleriyle ve türküleriyle geldiler. Bunları bir anda unutmaları mümkün değildi. İşte bu geleneği yaşatmaya çalışanlardan ve burada yazma eylemine başlayan biri, şairlğin-ozanlığın yanısıra esas olarak işçi olan Ahmet Dümrül ile uzun uzun sohbet ettik.
Köy odalarında dillerde düşmeyen; Karacaoğlan, Yunus Emre, Pir Sultan, Köroğlu'nun şiirleriyle büyüdüm. Halk ozanlığı adı üstünde. Halkın, ezilenin, mazlumun ve direnenin ozanıdır diyor Dümrül.
12 Mart darbesi geldiğinde İskenderun'da işçi olarak çalışmaktaydım. Evler basılıp, insanlar tutuklanırken kitaplarda toplatılıyordu. Bu haksızlığa dayanmam mümkün değildi. Kısa bir süre sonra kendi olanaklarımı zorlayarak ver elini Almanya dedim. 71'in Haziran'ında Hamburg'a geldim fakat burdan da gemi ile Danimarka'ya geçtim. Danimarka nere Pazarcık/Maraş nere. Dil bilmemem bir tarafa tanış kimsede olmayınca gerisin geriye Hamburg'a geldim. Ve iyi kötü ayrımı yapmadan her işte çalışmaya başladım.
1973 de Eşim Sabır ile tanışrak evlendim ve böylece işçilik hakkını elde ettim. Sonra Stuttgart'da bulunan dostlarımın çağrısıyla taşındık. 25 yıldır bir firmada şoför olarak çalışmaktayım.
Günde sekiz saat çalışmanın yanı sıra kimi zamanlar ek işlerde çalışıyorsun, bunca yoğunluğun arasında şiirle nasıl tanıştın sorumuza birazda gülerek yanıt veriyor.
'Ağalara kaldı şehirler köyler
Doğudan batıya göç bizim olur
Kuş sütü istermiş paşalar beyler
Çöplüğe dolanan aç bizim olur'
Bir uçurumdan aşağıya düşmemek için neredeyse kaybolmakta olan bir damarımıza tutundum. Yani halk şiiri geleneğini baştacı ettim. Bu damarımızın kökleri toprağın derinliklerine uzanıyor. Ve öylesine güçlü ki tutunan kimseyi aşağılara bırakmaz.
Günlük yaşamdan besleniyorum, birileri gibi saatlerce boş oturup ilham gelmesini beklemiyorum diyen Ahmet Dümrül'ü Stuttgart'da düzenlenen bütün sosyal etkinliklerde, savaşa karşı eylemlerde, 8 mart günlerinde onu görmek mümkün. Zamanının bir anını dahi değerlendirmeyi elden bırakmadan ordan oraya koşturup durur. Bunun içinde gittiği her yerde haklı bir saygınlığı var.
Korkumu yenmede zorlandım. Alt tarafı bir işçiydim. Yüksek okul okumamıştım. Şiir gibi büyük bir davayı nasıl inci taneleri gibi dizerdim. Çevremdeki dostların teşvikiyle elli yaşımda ilk kitabımı çıkardım. Ahmet Dümrül'ün bugüne kadar; Ben Türkümü Söylerim, Ateşi Yüreğimdeki Türkü, Ayrılık Derin Yazılır, Ateşim Ol, Dilimdeki Türküler ve yeni basılan Güzel İnsan kitaplarıyla şiir dostlarıyla buluştu.
Halk şiirinin bir ölçüsü vardır. Tıpkı matamatik gibi oldukça zordur diyen Dümrül'ün bazı şiirleri çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz türkülerin tadında.
'Döküm kazanında çelik erittim
Çok emek harcadım çok hizmet ettim
Ellerimle harikalar yarattım
Terim döküldükçe hiç bizim olur'
Halka olan bağlılığı ve sevgisi derya kadar derin olan, Halk aşığı geleneğinin hassas bir izcisi durumundaki Ahmet Dümrül'ün yaşamı, işçiliği okumaya yazmaya zamanım yok diyenleri düşündürmeli.
Ahmet Dümrül Stuttgart da bir işçi. Alınteriyle yaşamını sürdürüyor. Gece gündüz hep şiirle yatıp şiirle kalkıyor. Öyleki araba kullanırken yüreğimde kopup gelen kelimeleri dizmek için hemen arabayı kenara çekip çala kalem bir yerlere yazıyorum diyor. Sonra.. sonramı.. şiirim biitiğinde bir çocuk gibi seviniyorum ve dünyalar benim oluyor diyor.

Not:Evrensel Haber